O Yoğurtlar Zararlı mı?

Prebiyotik Derneği İkinci Başkanı ve Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü, probiyotiklere ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Alagözlü, insan sağlığı için çok önemli olan probiyotikleri almanın en kolay yolunun yoğurt tüketiminden geçtiğini ifade ederek Endüstiriyel yoğurt tüketiminede değinerek "Endüstriyel yoğurtlarda, Türk Gıda Kodeksi Katkı Maddeleri Yönetmeliği ve Fermente Süt Ürünleri Tebliği’ne göre klasik sade yoğurtların üretiminde süt ve maya dışında herhangi bir katkı maddesi kullanılmamaktadır. Gazlı ve şekeri oranı yüksek içeceklerde, cipslerde ve katkı maddeli gıdalarda bu kadar kıyamet kopmazken, fermente yoğurdu kötülemek, halkı yoğurttan uzaklaştırmak doğru değildir. Bence asıl kıyamet budur. Endüstriyel veya ev yoğurdu ne şekilde olursa olsun mutlaka yoğurt tüketelim” açıklamalarını yaptı.

Prebiyotik Derneği İkinci Başkanı ve Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü, probiyotiklere ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Alagözlü, insan sağlığı için çok önemli olan probiyotikleri almanın en kolay yolunun yoğurt tüketiminden geçtiğini ifade ederek Endüstiriyel yoğurt tüketiminede değinerek “Endüstriyel yoğurtlarda, Türk Gıda Kodeksi Katkı Maddeleri Yönetmeliği ve Fermente Süt Ürünleri Tebliği’ne göre klasik sade yoğurtların üretiminde süt ve maya dışında herhangi bir katkı maddesi kullanılmamaktadır. Gazlı ve şekeri oranı yüksek içeceklerde, cipslerde ve katkı maddeli gıdalarda bu kadar kıyamet kopmazken, fermente yoğurdu kötülemek, halkı yoğurttan uzaklaştırmak doğru değildir. Bence asıl kıyamet budur. Endüstriyel veya ev yoğurdu ne şekilde olursa olsun mutlaka yoğurt tüketelim” açıklamalarını yaptı.

“HER FERMENTE GIDA PROBİYOTİK DEĞİLDİR”

Bir gıdanın probiyotik olabilmesi için en az 10 üzerinden 6 gramında mikroorganizma içermesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Alagözlü, hangi gıdaların probiyotik sayıldığına ilişkin açıklamalarında bir gıdanın en az 10 üzerinden 6 gramının mikroorganizma sayılması gerektiğini belirterek “Her fermente gıda probiyotik değildir. Ayrıca gıdanın probiyotik olabilmesi için probiyotik özelliklerini taşımalıdır. Örneğin, bağırsağa tutunarak orada canlı kalabilme yeteneği olmalıdır. Mide asit ve safra asitlerine dayanabilmelidir. Konakçı (parazit barındıran organizmalar) sağlığına katkıda faydalı olmalıdır. İnsan orijinli suşlar (bakteri veya virüs grubu) olmalıdır. Konak için patojen ve toksik olmamalı, güvenli olmalıdır. Bu kapsamda ticari probiyotik gıdalar ve geleneksel fermente gıdalar şeklinde satılmaktadır. Fermente gıdalara örnek olarak, süt ürünleri olan kefir, yoğurt, probiyotikli yoğurt ve peynirdir. Bunların dışında boza, şalgam, turşu, tarhana pestili, şıra, fermente zeytinler, fermente etler en önemlileridir” ifadelerini kullandı.

“PRBİYOTİK GIDALARI SAĞLIK YÖNÜNDEN HER GÜN ALMAMIZ GEREKİR”

Probiyotik kullanımında dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Alagözlü, “Probiyotik gıdaları tok karnına almamız gerekir. Çünkü açlıkta mide asidi ph2’nin altındadır. Bu değerde probiyotik bakterilerinin yani faydalı dost bakterilerin bir kısmı ölür. Mideden geçenler bağırsağa yerleşir ve orada tutunarak çoğalır. Gıda alımı ile mide ph seviyesi 4’ün üzerine çıkar. Bu durumda probiyotik bakterileri daha fazla canlı olarak bağırsağa geçer. Ayrıca probiyotik içeren gıdalar tok karnına alındığında çeşitli hidrolitik enzimleri yoluyla sindirime yardımcı olur. Probiyotik gıdaları ve fermente gıdaları sağlık yönünden faydalı olabilmeleri için her gün almamız gerekir. Sıcak yemek veya içecekle alınmaması gerekmektedir. Yoksa bu probiyotikler ölür. Probiyotik süt ürünlerinde soğuk zincir şartları önemli olduğu için bu ürünleri markette alışverişimizin en sonunda sepete koymak gerekir. Etiketlerinde probiyotik bakterilerinin ne olduğu cins, tür, suş ve miktar olarak açıkça yazılmalıdır.” açıklamalarını yaptı.

“PROBİYOTİK TAKVİYELERİ İNTERNETTEN ALINMAMALI”

Alagözlü, genellikler probiyotiklerin gıda takviyesi olarak kullanıldığının altını çizerek “Piyasada doğru probiyotik takviyesi almak için öncelikle bu takviyeleri internette satılan sanal gerçeklik platformunda değil daha denetlenebilir yerler olan eczanelerden almak gerekir. Her hastalığa farklı probiyotik takviyeleri vardır. Bu nedenle her hastalıkta farklı bakterilerinin içeriği değişebilir. Bunu da alışverişlerimizde etiket üzerinde görmek gerekmektedir” şeklinde konuştu.

“ENDÜSTRİYEL VEYA EV YOĞURDU NE ŞEKİLDE OLURSA OLSUN MUTLAKA YOĞURT TÜKETELİM”

Probiyotik bakımından zengin olan yoğurdun tüketiminin çok önemli olduğunu vurgulayan Alagözlü, endüstriyel yoğurtlara ilişkin yapılan güvenilirlik tartışmalarının son derece yanlış olduğunu, yasal olarak yoğurt üretiminde katkı maddelerinin kullanılmasının kesinlikle yasak olduğunun altını çizdi.

Alagözlü, konuya ilişkin açıklamalarında “Kamuoyunda ev tipi ve endüstriyel yoğurtlarla ilgili “güvenilir” ve “güvenilmez” diye iki farklı algı oluşmuştur. Artık yoğurdun yapılacağı sütün sağlıklı hayvanlardan ve hijyen kurallarına uygun şekilde elde edilmesi önemlidir. ‘Ev tipi yoğurt daha sağlıklıdır’ şeklinde oluşan bir algı vardır. Evde yapılan yoğurtlarda, sokak sütlerinin hangi hayvanlardan, hangi koşullarda elde edildiğini bilmiyoruz. Sokak sütlerinde hiçbir yasal denetleme uygulanmıyor. Üstelik bu ürünler organik diye daha pahalıya satılıyor. Ben ev yoğurdu tüketmeyin demiyorum. Eskilerden beri büyüklerimiz yoğurtlarını evde mayalar ve hala da mayalıyoruz. Ancak endüstriyel yoğurdu da bu şekilde kötülemek de doğru değildir. Endüstriyel yoğurtlarda, Türk Gıda Kodeksi Katkı Maddeleri Yönetmeliği ve Fermente Süt Ürünleri Tebliği’ne göre klasik sade yoğurtların üretiminde süt ve maya dışında herhangi bir katkı maddesi kullanılmamaktadır. Gazlı ve şekeri oranı yüksek içeceklerde, cipslerde ve katkı maddeli gıdalarda bu kadar kıyamet kopmazken, fermente yoğurdu kötülemek, halkı yoğurttan uzaklaştırmak doğru değildir. Bence asıl kıyamet budur. Endüstriyel veya ev yoğurdu ne şekilde

Bir yorum yazın